ZUZWANG
Bu zor telaffuz
edilen kelime, Almanca zorlama hamle demek. Satrançta uluslar arası
alanda kullanılır olmuş. Satrançta oyuncunun illa taş kaybetme ya da açık
vermeye zorunlu hale getirme, gelme durumu. Pat ile alakası yok.
Bu kelimeyi yeni öğrendim ve her amatör yazar gibi kullanmak için hevesle
kaleme-kağıda sarıldım. (Klavye ile yazıyorum ama deyim yerleşmiş bir kere. )
Zaten yaşadığımız durum tam da bu. Hem iktidarı, hem de muhalefeti ile.
Çok fazla hata yaparsan, hataların seri haline gelirse zuwang durumuna
düşüyorsun. Şu anda hem iktidar, hem de muhalefet, zuzwang konumundadır.
En basitinden Venezuela meselesini ele alalım. Burada AKP ve muktedirin
dostu, Nusret'te zıkkımlanan şahsı ve partisini savunmak ile Amerika yanlısı
muhalefeti savunmak, hatta arada tarafsız kalmak da aynı derecede hatadır.
Zuzwang tam da bu oluyor. Siyaset daha çok satranca benziyor. çoğu
kez poker ya da ona benzer kumar oyunları gibi pas geçemiyorsunuz. Mutlaka
hamle yapmalısınız.
Öte yandan satranç gibi tamam, yenildim; hadi taşları yeniden dizelim
diyemezsiniz. Teslim oluşun bedeli puan kaybetmek değildir. Kumar gibi ortaya
sürdüklerinizi kaybetmektir.
Bu ortaya sürdükleriniz kumar fişleri, para değil; ülkenin ve partinin
istikbali olmakta.
Satranç ya da kumarda, çoğu kez zuzwang'a düşen sadece yenilen taraftır.
Siyasette bazen hem iktidar, hem de muhalefet zuzwang olur, zira siyaset iki
kişilik ya da iki taraflı değildir.
Meşhur Savaş Lordu filminde Nikolas Cage (silah kaçakçısı Yuri Orlov),
fuarda başka bir silah tüccarı ile tanışır. Bir yerde Orlov, öbür tüccara
İran-Irak savaşında neden iki tarafa da silah sattığını sorar. O da,
-Belki de ikisinin (Irak ve İran) savaşı kaybetmesini istiyordum, der.
Şu anda iktidar, tanzim satış çadırları ile hata yapmıştır çünkü
süper marketleri ve esnafı zararına satmaya zorlamıştır. Bu esnaf, Gezi
zamanında yer yer gösterilere saldıran esnaftır. Dünya devi olmayı hayal eden
seçmenini, ucuz sebze için saatlerce kuyrukta bekletmiştir.
Süper
marketçileri suçlarken, kendi milletvekili ve Kiler marketleri zinciri sahini
Vahit Kiler'e de bir şey demiş midir?
Satmaması da başka bir hatadır. Koca bir halkı sebzesiz bırakamazdı.
Ortağı milliyetçi parti de patlıcan yemezseniz bir şey olmaz, memlekette
beka sorunu var; diyor. Oysa Türkiye gibi bir yerde patlıcan yiyemiyorsanız,
zaten beka sorunu vardır.
Sonra cumhurbaşkanı ve parti başkanımızın son attığı sosyal medya mesajı,
halen ayrıştırmaya devam ediyor. Yaptığı hatadır ama o kadar ayrıştırdı ki, bu
aşamadan sonra yapmasa da hatadır. Şimdi tüm muhalefet, iktidar için
teröristtir.
Muhalefet başka zuzwang konumundadır. İktidar blokuna karşı birleşmek
zorundadır, birleşmezse hata yapar. Öte yandan kırk-elli küsur yıllık
cepheleşmeden sonra birleşmekte de zorlanmaktalar.
Ozan
Arif olayı da ayrı garabet. Kendisi Ülkü ocaklarının her türlü katliamın
savunmuş, Ülkü ocaklıların solculara kan kusturduğu seksenli, hele de doksanlı
yıllarda Anadolu’yu ilçe ilçe gezerdi. Uğur Mumcu dahil çok aydına, yazara,
çizere hakaret etmişti.
Onun Devlet Bahçeli’ye muhalefet etmesi,
muhalif olduğunu göstermez. Arif Şirin,
en parlak devrini 1992’de Türkiye’ye dönüşü ile 1997’de Alparslan Türkeş’in
ölümü arasındaki süredir.
Kendisi en baştan Bahçeli’yi sevmedi.
Bahçeli, Erdoğan’a muhalifken, AKP yanlısı, AKP yanlısı iken AKP’ye muhalif
oldu. O ve Bahçeli, ilk günden uyuşmuyordu.
Bahçeli MHP’nin başına gelir gelmez
parti kongrelerinden, Ülkücü şenliklerden kovuldu. O da konserlerde giydiği
Toros yaylaları, Yörük kıyafetin çıkarttı (normalde Karadenizlidir ) ve takım
elbiselerini giydi, kendi tabanına
konserler verdi.
Bu müzisyen etrafında (ki ona
ozan demek istemiyorum) muhalefetin birleşmesi yanlıştır, birleşmemesi de
yanlıştır.
Yanlışları söylemek kolay, zuzwang
durumunu tespit etmek kolay. Sorunumuz zuzwang’dan çıkış. Bu amaçla zuzwang’ın
sebeplerini belirlemeliyiz.
Bir kere AKP, 1950’den beri Türkiye’yi
yöneten sağcı sistemin son kalesi, son durağıdır. Biraz da bu yüzden iktidara
mahkûmdur. Asıl sorun her mahkûmun cezasının er geç bitecek olmasıdır. Ömür
boyu hapse mahkûmsanız, cezanız ölümle
biter.
Hiçbir gemi sonsuza kadar denizde,
hiçbir uçak sonsuza kadar havada kalmaz.
Sorun bu iktidar bittikten sonra ne olacağıdır. Bir iktidarın yıkılışı keşke
seçimle olsa ama böyle olmayacak gibi.
CHP’ye hayranlığım, ülkeyi kuran ve
yirmi yedi yıllık tek parti iktidarının tadını çıkarmasına, daha önceki
başarısız çok partili iktidara geçiş çabalarının başarısızlığına rağmen,
sonuçta iktidarı devretmesidir.
Bir iktidarın görevi, iktidarda çok
fazla kalmak değil, ilk fırsatta tekrar geri almak üzere usulünce muhalefetine
devretmektir.
Devrolmuyorsa
da, yıkılacaktır ve mahvolmasını hazırlayacaktır. Uzun süreli iktidar, hiçbir
partiye ya da ideolojiye yaramamıştır. Bu gün Komünist partinin Rusya’da
muhalefet olarak bile sesi yok. Liseliler merkez sağ nedir hocam diye bana
soruyor. CHP, yetmiş yıldan fazladır tek başına iktidar olamadı.
Muhalefet olarak görevimiz, AKP
iktidarının sonuna hazırlanmak, bu
zuzwang sonrasında Atatürkçü özlerimize dönmek ve Atatürkçü bir açılış
yapmaktır.
Comments
Post a Comment