KAZANSANIZ DA KAYBETTİNİZ

             Bu seçimlere saatler kala, Cuma akşamı yazıyorum bu satırları. Seçim sonuçlarını umursamıyorum, muhtemelen haziran seçimleri gibi iktidar taraftarları sokağa dökülecek. Belki de birilerine saldıracak.
             Üstelik bu kadar karmaşa, iktidarı kaybetme endişesinden de değil, yerel iktidarları, belediyeleri kaybetme endişesi bile iktidarı delirtiyor. Çünkü kaybedilen her belediye, kaybedilen para demek ve iktidar partisi sürekli bir zenginleşme arzusu, zenginliği kaybetme endişesi, belediyeleri, özellikle de büyük şehir belediyelerini kaybetmeyi, iktidar için kâbusa çeviriyor.
             Tam da bu yüzden,  iktidar bu seçimi kazanda da kaybetti.  Beka meselesi diye büyüttüğü seçimleri, hem de ciddi oy kaybıyla kaybettiğinde, belli ki kamuoyu cidden kendisine karşı dönmeye başlayacak.
             Kazanırsa ne olacak? Zenginleşme peşindeki parti, daha doğrusu ittifak içi kavgalar iyice alevlenecek. İttifaka sonradan katılan Bahçeli ve Ülkücüler de payını isteyecek.
             Ülkücüler, 2002’e kadar devlet kadrolarında etkindi. Sağlık bakanlığı ve İçişleri bakanlığı, onların elindeydi. Ülkücü olmayan, ne jandarmada, ne de emniyette özel harekâta alınmıyor, ne de mesleğinde fazla yükselmiyordu. Diğer kamu kuruluşlarında da Ülkücüler etkindi. Zira onlar devletin paramiliter gücü, sokaktaki kuvvetiydi.
             2002-2010 arasında Ülkücülerin yerini Fetöcüler ve diğer tarikatlar aldı (özellikle Fetöcüler). Şimdi kaybettikleri mevkileri geri istiyorlar.
             Sonra Fetö’nün yerini almak isteyenler ve Reis’in sinsice altını oymaya çalışan gizli Fetöcüler ve F. Gülen’siz Fetöcüleri de unutmayalım.
             Ne Ankara’yı parsel parsel Fetö’ye satan Gökçek, ne de elinde sepet himmet denen haracı toplamış olan Özhaseki, hocaefendisinden vazgeçmiş değildir, kendimizi kandırmayalım.
             İktidar da öyle pek bir hevesle Fetö ile mücadele etmiyor. Farkında mısınız, bir sürü hâkim ve sacı görevden alındı, hiç avukat alınmadı. Oysa modern hukuk sisteminde avukatlar, hâkim ve savcılar kadar hukukun bir parçası. Hukuk demişken, görevden alınan noter de pek yok.
             Üzerine de kendi has taraftarları da iktidara küsmeye başladı. Yo, hayır, artık akp’ye oy vermeyen bir iki kişiyi duyunca, koşa koşa bu yazıyı yazmaya gelmedim. İktidarın tavrından geldim. Yandaş gazetenin, sandığa küsmek olmaz; iktidarın başkanının bu seçim iktidara ders verme seçimi değil, söyleminden geldim. Bu küslüğü artık iktidarın kendisinin de hissettiğini göstermesinden anladım.
             Diktatörlerin, hatta işgalcilerin bile yandaşlara ihtiyacı vardır. Yandaşlarınızı kaybetmeye başladınız. Artık çöküştesiniz. Siz sadece kendi partinizi değil, 1950’den bu yana sağın tüm değerlerini temsil ediyor ve onları da bitiriyorsunuz.

Comments

Popular posts from this blog