ERKEKLİĞİMİZİN DOĞRULTUSUNDA

Bir Kahraman Bekliyoruz

Kal'a gibi dik başın bulutlarla yarışsın,
Dalga dalga saçların rüzgarlarla karışsın!
Adını nakşedelim,eski-kadim surlara
Sesini haykıralım asırdan asırlara...
Savletinle titresin yeniden doğu-batı,
Ve kurulsun Allah'ın ebedi saltanatı...
Ufukları kaplasın bayraklarımız al,al,
Göklere zaferimizi çizsin vahşi bir kartal! ..
Kahramanlar büyüsün masalda dev misali,
Eğilsin öpsün gökler,canım nazlı hilali...
Ordularım yeniden Tuna'ya akın etsin!
Bir Yıldırım çaksın da uzağı yakın etsin!
Selam dursun karşısında bütün şerefler,şanlar!
Namını tebcil etsin,yıldızlar kehkeşanlar...
İçimde hiç sönmeyen bir fetih sevdası var.
Yavuz gibi diyorum:Bu dünya insana dar!
Bir sada duymak için sahralara düşeyim.
Helal olsun bu yolda,varım yoğum herşeyim! ..
Volkan gibi lav atmış,ne susmuş ne sönmüşüm.
Ben bu iman uğruna çılgınlara dönmüşüm.
Bir deha bekliyoruz,gençliğe mihrap olsun,
Ruhları tutuşturan bir ateş mihrak olsun.
Sinesinde birleşsin sağa sola sapanlar,
Kahrolsun Hak dururken zorbalara tapanlar!
Çık,nerdesin,zuhur et! Biz seni bekliyoruz.
Yıllardır yollarında yorgun emekliyoruz..
Musa ol! Hakka yüksel! tecelli et de Tura.
Zulmet yıkılsın gitsin! Cihan garkolsun nura!
İstiyorum yeniden bir hilkat istiyorum,
Ne hayal,ne kuruntu hakikat istiyorum.
Hakikat,hakikat,hakikat istiyorum! ..
Osman Yüksel Serdengeçti, sağcıların diktatör özlemini bu şiiri ile çok güzel dile getirmiştir.
Diktatörleri iktidara getirenler diktatörlerinden çok şey beklerler. Azınlıkları katletmesini, çevreyi işgal edip, geçmişin eski ve büyük imparatorluğunu kurmasını, mantıklı ve doğru kararlar almasını, ona destek verenleri de zengin etmesini beklerler.
Türk argosu erkeklik üzerinedir ve küfürleşirken en fazla erkeğin cinsel organının adı söylenir.
Kısa keseceğim, erkeklik organının adı aynı zamanda ahmaklığın da simgesidir. Erkeklik organının doğrultusuna girmek ve erkeklik organına güvenmek de ahmaklığın simgesidir.
Diktatörler hep erkektir çünkü kitleler zor zamanlarda baba ararlar ve tüm gücü, yani mutlak gücü ona verirler.
Oysa beş yüz yıl kadar önce Montesqueu'nun dediği gibi, güç yozlaştırır, mutlak güç, mutlaka yozlaştırır.
Baskı rejimleri, muhalefeti sindirmek için mecburen tek adam rejimi getirir ve daima o tek adamı kontrol edebileceğine ve o tek adamı etkileyebileceğine inanır.
Oysa o tek adam, giderek kontrolden çıkar, saçma sapan işler yapar. Bu, hem diktatörün yetişme tarzına, hem politik kariyerine, hem de onu iktidarda tutan sebeplere göre değişir.
Mesela bence Beşar Esat diktatörlüğünün yıllar süren iç savaşı kazanması ve halen diktatörlğünü devam edebilmesi, Esat ailesinin, Suriye'nin hassas politik dengelerini gözetme mecburiyetinde olmasında görüyorum.
Hitler mesela, hiç devlet tecrübesi olmadan devletin başına geçti ve ilk başta kendisini iktidara getirenleri dinlese de, sonradan erkekliğinin doğrultusunda gitmiştir. Kolay zaferlerin sarhoşluğu, onun sürekli ahmakça kararlar almasını sağlamıştır.
İlk ahmakça kararı, düşman kuvvetleri Dankörk'de köşeye sıkıştırmışken duraksaması, tereddüt etmesi, bu arada da İngilizlerin yüz binlerce askeri katledilmekten kurtarmasıdır.
Sovyetler ile savaşında ise esas hedefi olan ve o dönemde dünya petrolünün beşte birinden fazlasını, hatta dörtte birini üreten, Azerbaycan ve başkenti Bakü'ye saldırması gerekirken, hiç bir stratejik önemi olmayan Stalingrad'a saldırarak yaptı.
Son ana kadar da saçmalamaya devam etti. Ardenler saldırısı en önemlisiydi. Amacı Komünizme karşı batılıları yanına çekmekti.
Sadece Hitler değil,  İdi Amin, Saddam, Pinoşe ve hepsi, bir şekilde erkekliğinin doğrultusunda saçmalar ve yıkımı hızlandırır.
Siz o aşık olduğunuz diktatörle yeni başarılara koşacağınızı hayal edersiniz, oysa alacağınız yeni yıkımlardır.

Comments

Popular posts from this blog