İKTİDARIN GERÇEK SAHİPLERİ ORTAYA ÇIKARKEN (YA DA NE İSTANBUL'MUŞ AMA )
Bu seçimde ne seçimmiş ama dedim. Hiç olmayacak sürprizler, daha seçim başlamadan oldu.
Klasik AKP-MHP koalisyonunun iki sürpriz destekçisi var. Türkiye Komünist Partisi ve Abdullah Öcalan. Karşı tarafta Öcalan'ı artık dinlemeyen Selahattin Demirtaş ve HDP. İşin daha komiği HDP, Öcalan'ı dinlemiyor diye, Devlet Bahçeli'nin öfkeden köpürmesi.
Mevcut düzenin var olup, yok olma kavgasında, (beka ) artık saflar daha belirgin. TKP'ye varıncaya kadar, herkes rengini belli etti.
Sistem kadar zor durumda kaldı ki, Öcalan kardeşler ve Devlet Bahçeli kol kola girdi. Gene de tarihi yenilgiyi engelleyemediler.
Bu yenilgi bir dönüm noktasıdır. Tüm iktidarlar, önce İstanbul'dan bitmiştir. Tek parti CHP'si, 1989-2002 arasında merkez sağ, önce İstanbul'dan erimeye başladı. Şimdi tozu bile kalmamış DYP, İstanbul'da dördüncü parti iken, Isparta'da birinci partiydi ve üstelik o zamanlar ilden çıkan 7 milletvekilliğinin beşini alıyordu. ANAP ise, benzer durumdaydı.
1989'da SHP'nin belediyeler zaferi, merkez denen holding medyasının saldırısı ve siyasal İslamın yükselişi ile kesintiye uğramıştı.İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu'nun dediği gibi, saatleri durdurabilirsiniz ama zamanı durduramazsınız.
Şu andan itibaren ise hiç bir şeyi durduramazsınız. Hatta Endonezya'da 1965'de yapılan bir katliam olsa bile solun ilerleyişi durdurulamaz.
Seçimi AKP kazanması, AKP'liler için bile iyi oldu. Yoksa o son anda yaptığınız Osman-Abdullah Öcalan biraderler, Türkiye Komünist Partisi, MHP, BBP ve bilumum ittifaklarla ne yapacaktınız?
Ayrıca hani koalisyonlar döneminiz bitiyordu.
Bundan sonra bitiş başladı.
Bitiş derken, 2002'den beri devam eden AKP dönemini kast etmiyorum. 1950, hatta 1945-56'dan beri süregelen sağcı iktidarlar silsilesini kastediyorum.
1945'de 2. dünya savaşından Sovyetler Birliği zaferle çıkınca, Türk siyaseti, komünizm gelecek, korkusu ile Amerika'ya yanaştı. Amerika'da, İngilizlerin eski müttefiklerini yardıma çağırdı, tarikatlar.
İngilizler, yüz bin kadar subayla, yüz milyonluk Hindistan'ı (O hindistan kavramı içince bu günkü Pakistan, Bangladeş, Nepal, Srilanka ve daha fazlası vardı), din adamı başta olmak üzere yerel iş birlikçileri sayesinde yönetmişti. İngilizler, böl-yönet sistemini en fazla din üzerinden yapmıştır.
Şimdi ise zirve yapan din iktidarının sonun başlangıcıdır İstanbul seçimi.
Aslıda 1 mart seçimine hiç dokunmamalıydı. Ancak yapamadı. Sebep sadece İstanbul büyükşehir belediyesinin büyüklüğü değildi. Diktatörün egosunun büyüklüğüydü. 7 Haziran seçimlerini patlayan bombalarla 1 Kasım'da zafere ulaştırdığı gibi, zafere ulaşmalıydı. Muhalefeti ezmeliydi.
Oysa zaman geçmiş, ekonomi çökmüştü ve taktikleri de eskimişti.
Muhalefet ise, Rus Çarı Büyük Petro gibi, yenile yenile, yenmeyi öğrenmişti. İktidar, daha ağır bir darbe aldı.
Şimdi muhalefette konfetiler yere inecek ve esaslı mücadele başlayacak.
İktidarda ise şok geçecek ve gerçek acı başlayacak. Yaşayanlar bilir, büyük yaralanmalarda ilk anlarda, bazen saatlerce canının acıdığını anlamazsın.
O zaman iktidar için ise gerçek bir beka sorunu başlayacak.
Mevcut düzenin var olup, yok olma kavgasında, (beka ) artık saflar daha belirgin. TKP'ye varıncaya kadar, herkes rengini belli etti.
Sistem kadar zor durumda kaldı ki, Öcalan kardeşler ve Devlet Bahçeli kol kola girdi. Gene de tarihi yenilgiyi engelleyemediler.
Bu yenilgi bir dönüm noktasıdır. Tüm iktidarlar, önce İstanbul'dan bitmiştir. Tek parti CHP'si, 1989-2002 arasında merkez sağ, önce İstanbul'dan erimeye başladı. Şimdi tozu bile kalmamış DYP, İstanbul'da dördüncü parti iken, Isparta'da birinci partiydi ve üstelik o zamanlar ilden çıkan 7 milletvekilliğinin beşini alıyordu. ANAP ise, benzer durumdaydı.
1989'da SHP'nin belediyeler zaferi, merkez denen holding medyasının saldırısı ve siyasal İslamın yükselişi ile kesintiye uğramıştı.İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu'nun dediği gibi, saatleri durdurabilirsiniz ama zamanı durduramazsınız.
Şu andan itibaren ise hiç bir şeyi durduramazsınız. Hatta Endonezya'da 1965'de yapılan bir katliam olsa bile solun ilerleyişi durdurulamaz.
Seçimi AKP kazanması, AKP'liler için bile iyi oldu. Yoksa o son anda yaptığınız Osman-Abdullah Öcalan biraderler, Türkiye Komünist Partisi, MHP, BBP ve bilumum ittifaklarla ne yapacaktınız?
Ayrıca hani koalisyonlar döneminiz bitiyordu.
Bundan sonra bitiş başladı.
Bitiş derken, 2002'den beri devam eden AKP dönemini kast etmiyorum. 1950, hatta 1945-56'dan beri süregelen sağcı iktidarlar silsilesini kastediyorum.
1945'de 2. dünya savaşından Sovyetler Birliği zaferle çıkınca, Türk siyaseti, komünizm gelecek, korkusu ile Amerika'ya yanaştı. Amerika'da, İngilizlerin eski müttefiklerini yardıma çağırdı, tarikatlar.
İngilizler, yüz bin kadar subayla, yüz milyonluk Hindistan'ı (O hindistan kavramı içince bu günkü Pakistan, Bangladeş, Nepal, Srilanka ve daha fazlası vardı), din adamı başta olmak üzere yerel iş birlikçileri sayesinde yönetmişti. İngilizler, böl-yönet sistemini en fazla din üzerinden yapmıştır.
Şimdi ise zirve yapan din iktidarının sonun başlangıcıdır İstanbul seçimi.
Aslıda 1 mart seçimine hiç dokunmamalıydı. Ancak yapamadı. Sebep sadece İstanbul büyükşehir belediyesinin büyüklüğü değildi. Diktatörün egosunun büyüklüğüydü. 7 Haziran seçimlerini patlayan bombalarla 1 Kasım'da zafere ulaştırdığı gibi, zafere ulaşmalıydı. Muhalefeti ezmeliydi.
Oysa zaman geçmiş, ekonomi çökmüştü ve taktikleri de eskimişti.
Muhalefet ise, Rus Çarı Büyük Petro gibi, yenile yenile, yenmeyi öğrenmişti. İktidar, daha ağır bir darbe aldı.
Şimdi muhalefette konfetiler yere inecek ve esaslı mücadele başlayacak.
İktidarda ise şok geçecek ve gerçek acı başlayacak. Yaşayanlar bilir, büyük yaralanmalarda ilk anlarda, bazen saatlerce canının acıdığını anlamazsın.
O zaman iktidar için ise gerçek bir beka sorunu başlayacak.
Comments
Post a Comment