1949 CHP'si ve 2019 AKP'si
Geçenlerde iktidar partisi milletvekillerinin ve teşkilat çalışanlarını sızlanmaları yayımlandı gazetelerde.
Artık bakanlık bürokratları, milletvekillerinin sesini bile duymak istemiyor. Vali ve kaymakamlar, taşranın siyasi eşrafını tanımak bile istemiyor. Zaten kendileri iktidarın il başkanı gibiler.
Oysa eskiden öyle miydi? Hele ilk atandığım zamanlar. Küçücük ilçede herkesin, her partiden tanıdığı vardı. İlçe müdürüne veya kaymakama bile gitmeden, partinin il başkanına gidilir, çay-kahve içilir ve işler halledilirdi. O zamanlar, koalisyon zamanlarının son demleriydi. DYP ve ANAP can çekişiyordu ama ilçe DYP ve ANAP olmak üzere ikiye bölünmüştü.
Sonra 2002'de her şey yerle yeksan oldu. Şimdiki nesil, merkez sağ nedir hocam diye bana soruyor. 2002'den beri merkez sağ ölüdür arkadaşlar, hem de dirilmemecesine. Hatta bence kefeni bile çürümüştür.
2002'de başka bir ilçeye tayinim çıktı. Sonrasında herkesin AKP ya da o zamanlar CEMAAT denen Fetö'den tanıdıkları oldu.
Tek adamlık yerleşince de parti de yalan oldu. Şimdi il başkanını bırak, millet vekilini tanımak bile yaramıyor.
Tıpkı CHP'nin son yıllarındaki gibi. Cumhuriyeti kuran ve 27 yıl yöneten parti, son yıllarda halkına fazlası ile yabancıydı. CHP parti yöneticileri öyle ev ev gezip, oy isteyemiyorlardı.
Kasım Gülek önderliğinde tekrar örgütlendi, bir parti oldu ve 1954'de tamamen gömülmüşken, 1957'de dirilmesini bildi.
Kasım Gülek, CHP'nin ortanın soluna geçmesini kabul edemeyip, partiden ayrıldı ve sadece bir partiden politika yapma ilkesiyle siyaseti de bıraktı.
CHP, 1949-50'lerdeki duruma 27 yıllık iktidarın en az 20 yılının sonunda geldi. Oysa AKP, bir yıllık başkanlık sistemi dolmadan bu hale geldi.
Üstelik CHP, işgale direnme örgütlenmesinden kurulan bir parti olarak, hiç seçim tecrübesi yoktu AKP ise tüm seçim tecrübelerini bir kenara itiyor.
İl, ilçe, mahalle teşkilatları, Türkiye'de propagandanın bel kemiğidir. 1949'da basın ve radyo (o zamanlar televizyon yoktu) hep CHP yanlısıydı. Basın uzun süre, (DP'nin resmi ilanlarla oluşturmaya çalıştığı besleme basına rağmen) 1960'ların ortalarına kadar çoğunlukla CHP'li kalmıştı. DP parti ve sonrasındaki sağ partiler hep teşkilatta, yani yüz yüze propaganda da güçlü oldular.
Şimdi AKP, sahip olduğu medya ve para gücüne güveniyorsa, İstanbul seçimleri ile bunun işe yaramadığını gördü. İktidarım, devleti vermem diyorsa, halkın desteğini kaybedince, devletin desteğinin de yıkılacağını tarihten ve çevresinden öğrenmiş olmalıdır.
Kasım Gülek önderliğinde tekrar örgütlendi, bir parti oldu ve 1954'de tamamen gömülmüşken, 1957'de dirilmesini bildi.
Kasım Gülek, CHP'nin ortanın soluna geçmesini kabul edemeyip, partiden ayrıldı ve sadece bir partiden politika yapma ilkesiyle siyaseti de bıraktı.
CHP, 1949-50'lerdeki duruma 27 yıllık iktidarın en az 20 yılının sonunda geldi. Oysa AKP, bir yıllık başkanlık sistemi dolmadan bu hale geldi.
Üstelik CHP, işgale direnme örgütlenmesinden kurulan bir parti olarak, hiç seçim tecrübesi yoktu AKP ise tüm seçim tecrübelerini bir kenara itiyor.
İl, ilçe, mahalle teşkilatları, Türkiye'de propagandanın bel kemiğidir. 1949'da basın ve radyo (o zamanlar televizyon yoktu) hep CHP yanlısıydı. Basın uzun süre, (DP'nin resmi ilanlarla oluşturmaya çalıştığı besleme basına rağmen) 1960'ların ortalarına kadar çoğunlukla CHP'li kalmıştı. DP parti ve sonrasındaki sağ partiler hep teşkilatta, yani yüz yüze propaganda da güçlü oldular.
Şimdi AKP, sahip olduğu medya ve para gücüne güveniyorsa, İstanbul seçimleri ile bunun işe yaramadığını gördü. İktidarım, devleti vermem diyorsa, halkın desteğini kaybedince, devletin desteğinin de yıkılacağını tarihten ve çevresinden öğrenmiş olmalıdır.
Comments
Post a Comment