KORONAVİRÜS, HALEN TEHLİKENİN FARKINDA DEĞİLSİNİZ
En baştan bu virüs için gerekli önlemi almadınız. Salgın iyice yayıldığı halde on binlerce kişinin umreye gitmesine izin verdiniz. Dönüşte de ilk kafileleri karantinaya almadınız.
Şimdi de alamıyorsunuz çünkü halka harcayacak paranız yok. İhtiyat parasını bile birlikte memleketin zenginlerine dağıttınız.
Şu anda yapmanız gereken,  halkınızın parasını o  zenginlerden geri almak ve bu salgın için ciddi önlemler almaktır. Siz halen dev inşaatlar peşindesiniz. O inşaatları bitireceğiniz şüpheli ve ve bence şantiyeyi kurmanız  bile zor.
İlk yanılgınız ölüm sayısının miktarı ve yaş dağılımı ile ilgili.  Bu salgın düşünülenden çok daha fazla insanı ve düşünülenden çok daha fazla genci öldürecek.
İkinci yanılgınız, ölenlerin yaşlı olduğu için üretim ve tüketime fazla etki etmeyeceği düşünceniz. Oysa kırklı, ellili yaşlarda pek çok üretken insan işsiz kalmaya ve ölmeye başlayacak. Pek çok emekli dede, torun bakıyor.
Üçüncü yanılgınız da şu ki, bizim yaşlılarımız sadece yaşlı her hangi biri değildir. Bizim büyüğümüzdür. Bu sebeple onlara teyze, amca, dayı, abi, abla ve benzeri hitaplarla sesleniriz. 
Bu yüzden yaşlılar muhafazakarlığın ve dindarlığın bel kemiğidir. Çünkü böylece yaşlandıkça saygınlık ve itibar kazanırsınız. Bu yüzden ülkemizde insanlar yaşlandıkça, muhafazakarlaşır.
Ülkemiz hiç yaşlı nüfusunu topluca kaybetmedi. Kaybedilen hep gençler oldu.
Ülkemizde hiç yaşlılar itibar kaybetmedi. 12 Eylül döneminde devlet kurumları, milli eğitim, TRT ve holding medyası, tüm suçu gençlerin üzerine attı. Gençlik, bu itibar kaybını halen atlatamadı. 12 Eylül öncesi terörün tek kaynağı, gençlerin kandırılması gibi gösterildi.
Bu koronavirüs, %90  yaşlıları etkileyen bir hastalık. Bu yüzden de bazıları hastalığın suçu yaşlılar sanmaya başladı.
Öte yandan gençliğin dinden bu kadar uzaklaştığı, doğum oranlarının sür'atle düştüğü dönemde, yaşlı nüfusun  bu kadar hızlı kaybı, toplumun kimyasını değiştirecektir.
Hastalığı ülkeye sokan ana kaynağın umreciler olması, ölüm , yaralanma (hastalığın kalıcı hasarı anlamında yara) ve benzeri hasarların, özenle böldüğünü toplumun sağ yarısında daha çok olması demek. Bunun sağ yarıdaki yaşatacağı psikolojik yıkımı da düşündünüz mü?
Ve diğer yıkımlar, hiç hesap etmiyorsunuz;
Kumar geliri yüzünden halen tatil etmediğiniz spor liglerinden başlayalım. Sizi yere göğe sığdıramayan o ünlü sporcular öldüğünde, sporseverlerin size bakış açısı da değişecek.
Mülteciler, o bir bağlayıp, bir salarak silah yaptığınız zavallılar, onlar sizden iyice nefret eder oldu. Onların pek çoğu da camilerden virüs kaptı ve onların sağlık imkanları daha da kısıtlı. Onlardan daha çok ölen olacak.
Geldiğiniz gibi  gideceksiniz ve bir daha geri dönmeyeceksiniz.

Comments

Popular posts from this blog