KASABANIN
FAHİŞELERİ
Botokslu,
pancar gibi kıpkırmızı suratlı çete reisi, arka arkaya videolar yayımlıyor
malumunuz. İlk tespitlerim, şahıs zannedildiğinden daha zeki ve kültürlü.
Zaten o seviyede çete reisi de olsan zeki ve kültürlü olman şart. Öte yandan
çok iyi bir metin yazarı-yazı danışman ekibi var. Yaptıkları ve konuştukları
tamamen planlı. Mesela reise, damada veya partinin diğer unsurlarına
saldırmaması bilinçli. Reise saldırırsa, bu topyekun bir savaş olur ve
Fetöcüler gibi her şeyi kaybedebilir.
Epey
zamandır, halı sahada bile top oynamayıp, maçı heyecanla takip edenler gibi,
hiç satranç oynamayı beceremediğim halde, satranç videoları izliyorum. Üç çeşit
mat var. Biri maç başı matları, aptal matı, çoban matı, regal matı, olta matı
gibi satranca yeni başlayanların mat olmasına sebep olan ilk on hamle içinde
oluşan matlar var. İkincisi oyun ortası matlarıdır ki, rakip onlarca taşına
rağmen şahı köşeye sıkıştığı için mat olur. Üçüncüsü ise rakibin taşlarını
azaltarak güçten düşürmek ve mücadele edemez hale getirmektir. Botokslu da bunu
yapmakta.
Yoksa
o da bu yolun dönüşü olmadığını biliyor. Sırma saçlının ve marina sahibi eski
polis şefinin, reislerinden habersiz tuvalete bile gidemeyeceklerini o da
biliyor. Sadece parça parça yıkma derdinde.
Evet,
daha önce de reise ve partiye her türlü lafı edip, partiye üye olan, müttefik
olanlar var, hatta sırma saçlıda bunlardan biri. Ama bunu, partiye üye olmadan
önce yapacaksınız. Türk siyasetinde Demokrat partinin kuruluşundan beri bu
böyledir. Partiden çıktıktan sonra, hele de böyle ağır laflar ettikten sonra,
geri dönüş yoktur. Kendisi ilk hedefine büyük ölçüde ulaştı.
Derin
devleti, okurlarımdan çok özür dileyerek, onun kadar iğrenç bir şeye
benzeterek, çok da derin olmadığını göstereceğim. Ergenliğimde, bir erkek ergen
olarak porno filmler gösterilen bir sinemaya giderdim. Sinema bodrum kattaydı
ve her zaman loş, çoğu kez de el feneri ışığı ile aydınlatılırdı ve hep de pis
kokardı. Ben o salonu çok büyük zannederdim. Derken devir değişti, o sinema
kapandı ve güzel bir mağaza oldu. Meraktan oraya girdim ve gördüm ki aslında
çok küçük bir yermiş. Derin devletin bize çok büyük gelmesinin sebebi de bu
karanlık ve kokuşmuşluk.
Bu
kokuşmuşluk, doksanlardan daha büyük ve çöküntüsü de büyük oluyor. Çürümüşlük,
tıpkı meyvelerin yüzeyindeki gibi, devletin yüzeyinde de çöküntü yapıyor.
Bu
çöküntüye de başka bir örnek vereyim. Şu duruma cuk oturan bir örnek. Amerika,
Florida'da bir obruk oluşuyor, insan yapımı en büyük obruk. Sebebi de bir
tuz madeni, bu madende, petrol sondajına benzer bir kuyu açıp, tuzu
sulandırarak yüzeye çıkarıyorlar. Sonra hem insafsızca tuz çıkardıklarından,
hem de yanlış yere sondaj atıp, madenin kenarına vardıklarından (yoksa tuz
madenleri öyle kolay çökmezmiş), devasa bir obruk oluşuyor ve bu obruğa da
çevredeki bataklıklardan su geldiğinden, bu obruk kocaman bir göl oluyor. Otuz
futbol sahası büyüklüğünde ve sürekli büyüyor. Şaka maka, Burdur gölü
büyüklüğünde bir gölden bahsediyoruz. Tuz madeni kasabasının da kasabayı terk
etme sebebi, sürekli büyüyen obruk gölü değil. Göl, ilginç bir şekilde, sürekli
büyüse de, kasabayı yutmayacak. Sebebi, çöküntü sebebi ile oluşan metan, yani
çürüme gazı. Aç gözlülük, çürümez denen yer altı tuz madenini çürütmüş ve
sürekli gaz çıkıyor.
İnsan
marifetli obrukları durdurmanın tek yolu, yer altındaki boşluklara beton
doldurmak, soygun, çürüme ve boşluk çok olunca, o kadar beton da bulunmuyor. İktidar
kanadında her an devasa bir obruk oluşabilir.
Son
olarak, geçenlerde Alman edebiyatının çeyrek asırlık çınarı Wolganng
Bochert'e ait bir söz duydum. Gerçekler kasabanın fahişesine benzer, herkes
tanır ama selam vermez. İktidar partisinden ayrılanlar, ortaklığı bitirenler de
aynı durumda, herkes tanıyor ama selam vermiyor.
Bu
yazımdaki benzetmeleri çok mu iğrenç buldunuz, oysa botokslu, pancar suratlı
mafya, daha iğrenç şeyler anlatıyor.
Comments
Post a Comment