28
ŞUBAT GENERALLERİNE AZ BİLE
Muhafazakar-dindar kesimin, hatta ülkemin tüm sağ
cenahının mağduriyet edebiyatı yaptığı 28 Şubat dönemini gayet net ve hatta
dibine kadar yaşamış bir solcu olarak, anılarımı da yazmaya karar verdim. Şair
Ahmet Telli, dizelerinde anılarımı yazmayı tarih sanıyor birileri diyor ya, bu
da benzer bir durum. Gerçek şahitler, olayları tarih yapar.
Nasıl
ki 27 Mayıstan bahseden sağcılar, Albay Alparslan Türkeş'in rolünü ya da Adnan
Menderes'in, İttihat ve Terakki'nin meşhur Doktor Nazım ile olan akrabalığını
(sadece kayınbiraderlik değil), 6-7 Eylül progromunda Demokrat partinin rolünü
hatırlamak istemiyorsa, 28 Şubatla ilgili de bazı şeyleri görmek istemiyor.
Mesela Süleyman Demirel ve Devlet Bahçeli gibi sağın aslarına birden bire gelen
türban çağdışıdır açıklamaları ya da okyanus ötesinden gelen türbanı çıkarın
mesajı ile koca kitlelerin devlet dairelerinde türbanı çıkarmaları gibi şeyleri
pek hatırlamak istemiyor.
28
Şubat Milli Güvenlik kurulu kararları alındığında üniversite 3. sınıftaydım.
Şimdilerde son darbe teşebbüsüne tiyatro diyorlar ya, 28 Şubat bana daha
fazla tiyatro gibi geliyor. En başta o en kutsal türbanlarını bile,
Pennsylvania'dan gelen bir emirle açtılar, kendi çevrem için, oran olarak %99
diyebilirim. Mesela ben kendi çevremden, açılmayacağım diye memuriyeti bırakan
bilmiyorum ama gerçekten açılmamak için başvuran bir kaç arkadaşım oldu.
İlginçtir, onların da daha sonra hepsi atandı.
Türbanını
açanlar, işten çıkınca geri kapandı ve işlerinde kıdem-tefi almaya devam etti,
hatta Atatürkçü-demokrat insanların önüne geçtiler.
Tarikatların
bazı dergahlarına baskınlar yapıldı ilk bir kaç yıl, yani 1998-99 gibi ama öyle
önemli biri de tutuklanmadı, tutuklananlar ise 2002 AKP iktidarından önce
çoktan serbest bırakılmışlardı. Yüksek Askeri Şura ile atılanlar ise, Refah
partili belediyeler başta olmak üzere, çoğu da kamu kuruluşlarında daha yüksek
maaşlı işlere girdi.
Ben
1998'de öğretmen olduğumda, milli eğitim bakanlığı Fetöcülerin elindeydi ve
DSP'li (Demokratik Sol Parti, o zamanın koalisyonunun büyük ortağı) bir kaç
kişi haricinde de yöneticiler Fetöcü, Nurcu ya da diğer tarikatlardandı.
1997'de bir kaç Kuran kursu falan basıldı ama sonraki yıllarda da tarikatlar
arka arkaya Kuran kursları ve yurtlar-pansiyonlar açtı. Hatta kredi ve Yurtlar
kurumu, pek çok yerde aylarca bomboş bekledi ki ,öğrenciler Fetö ya da diğer
tarikatların yurtlarına-evlerine yerleşsin diye. Gençler bıkana kadar yedek
listelerde tutuldu.
Yetmez
ama evetçi Radikal, Yen Yüzyıl, Yeni Binyıl gibi gazetelere reklam yağdı.
Öyle aman da aman bir kapanan gazete-tv-dergi olmadı.
İktidarımızın
büyük reisi ise, kısa süreli hapsi dışında bol bol gezdi, propagandasını
yaptım, mağduru oynadı, partisini kurar kurmaz da, basının yüksek desteği
ile tek başına iktidar oldu.
Son
olarak meşhur üniversite sınavları, katsayı adaletsizliği konusuna değineyim.
Köy Enstitülerini, Sendikaları ve pek çok kurumu şipşak kapatan devletimiz,
imam hatipleri öyle kolayca kapatamadı. Amacı belirsin üniversite sınavı
katsayı sistemi ile, tüm meslek liseleri mağdur edildi. Ben 2001 yılında da
imam hatip lisesindeydim. Katsayı değişince önce okulun müdürü kızını okuldan
almış. O zamanlar koca bina, sayısı 20'den az öğrenciye ve 10'dan fazla
öğretmene kalmıştı. 2004'de ise giyim, barınma ve ulaşım yardımı vaatleri ile
kırk kadar çocuğu imam hatibe kaydetmişlerdi. Gene o dönemde, yani 1998-2005
arası üniversite sınavı tek basamakken, lise 2 ve 3 konularının çoğu (o
zamanlar liseler 3 yıldı), özellikle de matematik ve fen konuları, sınava dahil
edilmeyince pek çok lise, öğrencilere bu dersleri öğretmedi. 2005'de tercih
yapmayıp, bir sonraki yıl sınava hazırlanan pek çok öğrenci açıkta kaldı.
Şimdi
ise hem meslek liselerinde, hem de imam hatiplerde kaçış devam ediyor. 2018'de
Ankara'da bir imam hatibe bir kaç aylığına ders vermiştim. okul daha 5 yıllık
falandı ve devasa bir binası vardı. Daha önce çalışan öğretmenlerin dediğine
göre ilk açılışta 1200'den fazla kayıt almışlardı ama o günlerde ortaokul ve
lise toplam 400 küsur öğrenci ile kalmışlardı. Açık liseye kaçan öğrencilerin
çoğu, imam hatip ve meslek liseli.
Sonuç
olarak hem dincilik gerilesin, hem de ülkenin siyaseti gene sağda olsun diye
yarım yarım iş yapıp, ne İsa'ya yaranabildiniz, ne de Musa'ya. Şimdi sayenizde
iktidar olanlar, başları sıkışınca sizi tutuklamış ve belki de uzun yıllar
hapis yatacaksınız.
Bence
size az bile yapıyorlar.
Comments
Post a Comment