MUHALEFETİ BEĞENMEMEK İKTİDARI BESLEMEKTİR
Mükemmel,
iyinin düşmanıdır derler. Mükemmeli istemek için, buna hakkımız var mı diye
sormalıyız. Seksenli yıllarda yarışmalarda birinciliğe layık eser bulamama
modası vardı ve ikincilik ödülü alan da bu ikinciliği yutardı.
Türkiye'de
bu anlamsız düşünce, siyasi partileri, özellikle CHP (eskiden SHP)'yi az solcu
ya da az Atatürkçü bulmakla devam ediyor. Az Atatürkçü bulma modasını da iki
binli yılların başında Doğu Perinçek ve partisi (Şimdilerin Vatan, o zamanların
İşçi partisi) tarafından başlatıldı. Kaldı ki kendisi ve İşçi partisi doksanlı
yıllarda çok fena Kürt sevicisiydi ve İşçi partisinin Kürt oylarını
alarak %10 barajını aşma hayalleri vardı. Hadep kapandıktan sonra, Kürtler,
İşçi partisine oy verecekti. Hayaller ve hayaller...
Perinçek
ilginç bir kişi, bu ilginçlik babasının MİT'in üst düzey yöneticisi olması,
kendisinin de, kendi dediğine göre (internette Ertuğrul Kürkçü ile olan meşhur
videosunda dediği gibi) Dev-Genç'e adını veren kişi. Hayatı boyunca önce
Marksist-Leninist, sonra Maoist oldu. Önce Kürtçü, sonra Türkçü oldu. Önce Fetö
düşmanı, sonra, Türkçe olimpiyatları şeref misafiri oldu. Önce AKP muhalifiydi,
şimdi yandaş oldu. Bütün bu yıllar içinde Perinçek ve ekibinin sürekli
saldırdığı ve sabit tek düşmanı cardı, CHP (ya da SHP). Sorsanız hayatı
boyunca solcu olmuştur.
Perinçek
gibi pek çok solcu vardır, yıllardır enerjilerini sosyal demokratlar ve
Atatürkçülere saldırdıkları kadar, sağcı her hangi bir kuruma
saldırmamışlardır. Ayrıca bu çok solcuların, özelleştirme hayranı, yetmez amacı
liberal solu, sosyal demokratlardan daha çok severler.
Şu
günlerde de halen muhalefete muhalefet edenlerin haline bakın. Hele de Nihat
Genç ve Veryansıncılar... Bence onlar da Perinçek gibi yakalarına birer ampul
rozeti takmalılar. 15 Temmuza kadar hoca efendi destanını tutturanlar,
şimdilerde iktidarda en ballı yerlerde, kendisi ve ekibi, zorlama
detaylardan, muhalefette Fetöcü arıyor.
Son
Sedat Peker olayına dikkat edin, Sadece iktidar tarafında değil,
muhalefet tarafında da onu susturmak isteyen çok oldu ve hatta çok solcu Birgün
gazetesi, Erk Acarer'in işine son verdi.
Gerçek
şu ki, solcu dediğimi hatta radikal solcu dediğimiz kişi ve kurumları, sağ ile,
hatta Ülkücülerle çok sıkı ilişkileri var. Peker'in de bahsettiği Bir Gün Tek
Başına romanını okurken aklıma gelen, daha ellili, kırklı yıllarda içlerinde
bir sürü ajan-provokatör varmış, olmuştu. Deniz Gezmiş ve arkadaşları için
Amerikalı askerlerle ilgili bir bölüm okumuştum. Askerleri öldürmeye karar
veriyorlar ama kurşunu sıkacak kişi son anda vaz geçiyor. Sonra aynı kişi,
Kızıldere'de Türk askerine ateş açıyor.
Sonra
dikkat ettim, 12 Eylül öncesi denen dönemde, hiç Amerikan askeri
ölmemiş.
Şimdi
de başımızda her şeyi satıp, savıp, yağmalayan bir iktidar var. Bir de bu
canavara karşı var gücü ile mücadele eden bir muhalefet.
Yapmamız
gereken bellidir.
Comments
Post a Comment