TANSU ÇİLLER'İN SİYASİ TARİHİ
Türkiye'de
siyaset ve müzik, illa bir doksanlara takılıyor. Müzikte, o zamanlar bazı
depresyon günlerimde on saat Kral TV izleyen, geceleri radyo açık yatan
benim bile hatırlamadığım ya da hatırlamakta zorlandığım şarkıcıların ara ara
iktidara destek çıkan açıklamaları da sanki bunun paralelinde.
Ben,
ölen siyasetçilerin mezardan kalkacağına inanırdım da, Tansu Çiller'in ciddi
ciddi siyasete döneceğine inanamazdım. Ülkemizde ünlü ve siyasetçi olmadan
evvel, utanma duygusu ameliyatla aldırılıyor galiba.
Tansu
Çiller'in kısa süren politik yaşamında olumlu olarak anlatacak çok az şey
bulabiliriz. Belki kendisinden önceki koalisyonun icadı olan ve liseleri iyice
batıran kredili sisteme çok acil son vermiş olması olabilir. Ama pedagojik
formasyon almak bir yana, öğretmen olmayı bile düşünmemiş, çoğu ziraat
mühendisi on binlerce işsizi, sınıf öğretmenliği başta olmak üzere öğretmenliğe
atamasını nasıl affedebiliriz, unutabiliriz?
Kendisinin
saçmalıkları ya da gafları efsaneydi. Tansu'nun Taneleri diye kitap bile
oldu. Kendisi siyasete atılmadan evvel Boğaziçi Üniversitesinde profesördü, hem
de iktisat profesörüydü. Ekonomideki çöküşü daha sonra anlatacağız. Kendisi pek
Türkçe bilmezdi. DYP'in, DP'den, yani 1946'dan beri simgesi olan kırata, white
horse demişti. Kuzey Irak'tan gelen Kürtlere, Kürtmen demişti. Cenab-ı Allah'ı
sizlere emanet ediyorum, bacınızın bıdığı size helal olsun, Mesut Yılmaz
iktidarsızdır, demesi, güven oyuna güvenlik oyu demesi gibi komik gafları
vardı.
Asıl
utanç verici gafları, Türkiye üzerine olanlardı. Sivas'a il, Samsun'a
büyükşehir belediyesi olma vaat etmiş, bir sürü saçmalamıştı. Çiller'in bu
cahilliği ve olmayan Türkçesi ile siyasete atılmasından çok, üniversite
profesör olması üzücüydü.
Siyasi
yaşamını bitirense gaflarından daha kötü olan siyasi kararlarıydı. Demin
bahsettiğim pedagoji dersi almamış on binlerce kişiyi öğretmen, hele de sınıf
öğretmeni ataması, bunlardan birisiydi. Çekici Güç diyerek herkesi kendisine
güldürdüğü NATO'nun Çekiç Güç'ünü Malatya'ya koşullandırarak, Kuzey Irak'ta
fiili bir Kürt devleti kurulmasını sağlayarak Türkçülerin, faili meçhul
cinayetleri, örgüte yardım edenleri biliyoruz diye ateşleyerek Kürtçülerin
düşmanlığını kazandı.
Başbakanlığında
faili meçhuller bir kabustu. Düzce, Adapazarı-Sapanca üçgeni, tam bir
ceset tarlasına dönmüştü. Batman il merkezi ve Diyarbakır'ın bir kaç ilçesinde
faili meçhuller olağan hale gelmişti. Çiller, Türkçe bile bilmeden gerçek bir
Türk faşistliği yapıyor ve denilenlere göre Alparslan Türkeş'e başbuğum
diyordu. Pek çok Kürtün partisi DYP, açıkça Kürt düşmanlığı yapıyordu.
Evet,
2002 öncesinde ben Ülkücüyüm diyenlerin çoğu ANAP ve DYP 'ye, özellikle DYP'ye
oy veriyordu ama bu iki parti ve gene özellikle DYP, doğu ve güney
doğudaki aşiret reislerinin, şeyhlerin partisiydi. Halkın HDP'ye (o zamanlar
HADEP ya da DEP) veya diğer partilere oy vermesine engel oluyordu. DYP'nin, MİT
içinde kurduğu (Kurtlar Vadisinde sık sık adı geçen) KGT (Kamu Güvenliği
Teşkilatı) ve o zamanların karanlık örgütleri ve Çiller'in bu örgütleri, devlet
için kurşun atan da, yiyen de şereflidir diye övmesi, bu siyaset ağalarının
siyasetinin sonu oldu.
Çiller
siyasetinin asıl sonunu ekonomi politikaları, özellikle Amerikan doları başta
olmak üzere döviz kurlarının bir günde üç kat artması, Emlak Bank başta
olmak üzere, dövizle ev kredisi alanların intiharları ve esnafların bir
gün bile değil, bir kaç saatte batması, nasıl unutulur? Dahası, büyük bankalar
krizi, insanların bankadaki paralarının buhar olması; alelacele tüm
mevduatlara devlet güvencesi vermesi, bunun da daha büyük bir bankalar iflas
zincirine sebep olması ve halen devam eden yastık altının artık iyice gelenek
olması unutulabilir mi? 5 Nisan kararları sonrası, son sosyalist devleti yıktık
demesi de unutulmamalı.
Kendisi
hiç bir seçimi kazanmadı. Partiye alınma sebebi, köylü partisi görünümlü DYP'ye
vitrin olsun diyeydi. Seçim meydanlarında anahtar sallayarak, beş yüz günde
ekonomiyi düzeltme vaadi ile öne çıktı. Sadece 1993'de, Süleyman Demirel'in
cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası DYP kongresini ve artık parti iyice yok olana
kadar da kongreleri kazanmaya devam etti. Bunun için de zaten kendisine oy
vermeyecek delegeleri ve üyeleri partiden uzaklaştırdı. İlk DYP kongresini
Aydın Doğan Holding basını olmak üzere, güçlü bir basın desteği ile kazandı. O
seçimde karşısında Köksal Toptan ve İsmet Sezgin'in toplamından daha fazla oy
almıştı. Sonrasında ilk yılında medya neredeyse topluca Çiller'i destekledi.
Kasıma kadar İsmet abi formülünü direten Sabah (pelikan) grubu bile Çiller'i
destekledi. Hatta o zamanların yazı işleri Hasan Cemal, Cumhuriyet gazetesini
Çiller'in peşine taktı. O zamanın bazı köşe yazarlarının Çiller'i övgü
yazılarını halen hatırlarım.
Çiller'e
destek basınla sınırlı değildi. Şimdilerde cumhurbaşkanının etrafında görülen
sanatçı takımı, şimdilerin itirafçı mafya babası Sedat Peker ve Ülkü ocakları
da Çiller'i destekledi. Çiller, İstanbul bankasının iflasından sonra aile
servetinde olan artışı, kayınvalidesinin kayıp bohçasından çıkan altınlarla
açıklamıştı. SHP'de bu bohçayı ve altınları temsili olarak halka göstermeye
başlamıştı. O zamanlar da SHP'lilere saldıran Çiller yanlısı önlenemeyen
gençler ortaya çıkmıştı. Onlar da Ülkü ocaklıydı.
Başbakanlığında
kendisine ait skandallar ve yolsuzluk iddiaları da bitmedi. Yolsuzluk iddiaları
bini aştığı gibi, kendisinin Roma'dan dondurma getirtme ve oğlunun devletin Jet
Sky'sini gasp etmesi gibi marifetleri de vardı. Sonra Jet Sky konusunda
rahmetli Levent Kırca'nın yaptığı meşhur parodi ve sonrasında RTÜK'ün kurulması
da ayrı konu.
İktidarının
ikinci yılının ortalarında yani 1995'in ortalarında hem Aydın Doğan, hem de
Pelikanlar olmak üzere holding medyası Çiller'e sırt çevirdi. Zaten DYP,
1987'den beri oy kaybediyordu.1994'de DYP, İzmir'de birinci, İstanbul'da
dördüncü partiydi. Öteki merkez sağ parti ANAP'da hızla oy kaybediyordu. 1999
genel seçimlerinde ANAP'ın 4., DYP'nin 5. parti olması ile vuruldular, 2002
genel seçimlerinde baraj altı kalarak öldüler.
Çiller
bütün bu kötülükleri ve daha fazlasını on yıllık siyasi yaşamında yaptı. Son
olarak ANAP genel başkanı merhum Mesut Yılmaz'ı onbaşı olma şerefsizliği gibi
garip bir suçla suçlaması; Doğu Perinçek başta olmak üzere askerliğini onbaşı
olarak yapanların Çiller'e dava açması ve muhalefete Taocu muhalefet demesini
de unutmamalı. O yılların haftalık en çok satan dergisi Leman'ın erotik, Taocu
muhalefet kapağını ise hiç bir yerde bulamıyorum. Elinde olan internete atsa
güzel olur.
Bu
yazıyı yazma sebebim, yetmez ama evet referandumunda iktidarın bir kozunun da
Çillerli karanlık yıllara dönülmemesi idi. Çiller'e onbaşılık davası açan
Perinçek 'de dahil, hepsi bunu nasıl unuttu ki, bir de Tansu Çiller, iktidar
cephesini destekliyor.
Comments
Post a Comment