TÜRKİYE'DE PROVOKASYONUN TARİHİ
Vedat Türkali'nin, Bir Gün Tek Başına romanını okurken
hayret ettiğim şey, 1940 ya da 50'li yıllarda sol örgütlerin içinde çok fazla
provakatör ve polisin olmasıydı. Nazım Hikmet'in, Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim
romanında ise, 1920'li ve 30'lu yıllarda da aynısı olduğunu gördüm.
Solcu-komünist örgütlerin içi daima provokatör doludur. Ertuğrul Kürkçü'nün
Kızıldere'de samanların içine saklanarak kurtulduğunu sanmıyorsunuz değil mi?
Ertuğrul Kürkçü çok net bir örnek ve Kürkçü ile ilgili bu
iddiaları çok kişi ortaya atar. Aslında böylesi garip tesadüflerimiz çoktur ve
görmek sadece dikkat ister. Mesela 1979-80'de Devyol-Devsol bölünmesi
olmasaydı, 12 Eylül rejimi gecekondu mahallelerini, özellikle İstanbul'u o
kadar kolay ele geçiremezdi. Gene 12 Eylül darbesine giden yolda, sol
örgütler olmak üzere pek çok parti veya oluşum, benzer parçalanmalar
içindeydi.
Son bir kaç yıldır hükumet ne zaman sıkışsa, savaş uçakları bir
kaç tane, tercihen 8-10 tane teröristi mağarada öldürüyor. Sonra
teröristler bir kaç tane gencecik askerimizi şehit ediyor. Yıllar önce eski bir
genelkurmay başkanı, terör kampları B.B.G evi (Katılımcıların tüm yaşamlarının
gözlendiği yarışma programı) gibi olmuş demişti. Pek çok kişi bu sözü
küçümsemişti. Oysa bu söz gerçekti. Sen dağda teröristlik-gerillalık yaptığını
zannediyorsun ama devletin ahırındaki kurbanlık koyunsun. Gündemi değiştirmek
için seni kurban ediyor.
Üniversitede okurken bir hocamız, İttihatçıların 1908 devrimi
sonrası ilk iş, Abdülhamit'in istihbaratının binlerce belgesini yaktığını
söylemişti. Zira yılda bir kaç ay maaşlarını hiç alamamaları doğal olan Osmanlı
memurları, ara ara jurnal yazmayı bir çeşit doğal para kaynağı gibi görmüştü.
Bu tip ihbarların bir amacı da, rakibi ya da hasmı gözden düşürmektir. Buna
rağmen pek çok belge, günümüze kadar gelmiştir. İtirafçı mafya babasından
öğrendiğimize göre devletin içinde pek çok kişi, işlerin ters gitmesine karşı
kendisine arşiv yapmış. Ben inanıyorum ki derin devletin arşivi, tıpkı STASİ
(Doğu Alman İstihbaratı) arşivi gibi ortaya saçılacak.
Şu günlerde siyaset, tek yanlış hamlede, hem saldıran, hem de
savunan tarafın mat olabileceği karmaşık satranç konumuna benziyor. Kimsenin
kimseye akıl vermeye haddi yok. Diyebileceğim, kışkırtılmanın, gaza gelmenin
hiç sırası değil.
Comments
Post a Comment