ÜLKÜCÜLÜĞÜ BİTİRECEK CİNAYET
Bizim gibi geri kalmış ülkelerde, siyaetin, cinayete dönüştü,
örgüt iç çatışmaların da cinayetle son bulduğu, bu cinayetlerin de kalleşçe
olduğu çok oldu. Cinayet sonrasında oluşan bu büyük sessizlik, bir ilk. Her
infazda, öldürülenin suçu açıkça ilan ediliir, özellikle iç infazlarda. Hasımsa
zaten hasımdır.
Sinan Ateş cinayetinden bahsediyorum. Bu cinayetin MHP ya da
Ülkcülüler arasındaki etkisini değil de, Ülkü ocaklarına gitmeye yeni başlamış
13-15 yaşındaki sabi-sübyanlara etkisini düşündünüz mü hiç? Adamı aşağılık bir
uyuşturucu satıcısına öldürttüğünüz Sinan Ateş'in ardından, Öğretim üyesi
olduğu Hacettepe üniversitesinin bile bir başsağlığı dilememesine ne demeli?
Katillerin. özel harekatın arabası ile Ankara'ya getirilmesi, MHP
milletvekilinin evinde yakalanması vs vs..
Bu cinayetin bir ilk etkisi var, şok dalgası. Asıl etkisi
ise onlarca yıl sonra ortaya çıkacak, Ülkücülüğü yok edecek etkisidir. MHP,
sağda neredeyse tek parti kaldığı halde, asla iktidarın başat partisi
olamadıysa, 1995 ve 2002'de baraj altı kaldıysa, 1978 Maraş katliamının
unutulmamasıdır. Ordunun şu anki halinin sebebi de 12 Eylül işkencleri ve
özellikle Erdal Eren'in asılmasıdır. İşlediğimiz her suç, toplumsal belleğe
kazınır. Birbirimize karşı işlediğimiz suçlar ise, bizi parçalar ve küçültür.
Şimdi her Ülkücünün aklına bu cinayet gelecek. Zaten oy ve itibar kaybeden MHP
ve Ülkücülük, zamanlar sağcılık, yok olmasının başlangıcını bu olay olarak
almalıdır. Zira bu iç kavganın en haince olanıdır ve insanların birbirine olan
güveninin kırılmasıdır. Süleyman Demirel'in, tekrar seçilmek adına 28 Şubata
destek verip, türbanlılar Suudi Arabistan'a gitsin deyince, iyice ufalan merkez
sağ tarih olmuştu. Şimdi de sıra Ülkücülükte.
Abarttığımı düşünüyorsanız, en fazla iki sene bekleyin.
Comments
Post a Comment